Eski ABD Deniz Piyadeleri İstihbarat Subayı Scott Ritter, Dünya Medeniyetleri Girişimi Araştırma Merkezi “Dünyada Güvenlik ve NATO” konferansında konuştu.
Dünya Medeniyetleri Girişimi Araştırma Merkezi (DÜNYAMER) 26-27 Haziran tarihlerinde düzenlenen “Dünyada Güvenlik ve NATO” konferansı, eski ABD Deniz Piyadeleri İstihbarat Subayı Scott Ritter’ın açıklamalarına sahne oldu. Ritter, katılımcılara "Ukrayna ve NATO'nun Sonu" başlıklı bir sunum gerçekleştirdi.
Yakın zamanda tamamladığı üç haftalık Rusya seyahatinden yeni döndüğünü belirten eski istihbarat subayı, sahadaki sıcak çatışma ortamına dair bizzat yaşadığı deneyimleri aktardı. Rusya ziyareti kapsamında St. Petersburg'daki ekonomik foruma katıldığını söyleyen Ritter, bu süreçte Ukrayna'nın St. Petersburg'a 90 adet drone gönderdiğini belirtti. Kendisinin bölgeden ayrıldığı günden itibaren drone saldırılarının artarak devam ettiğini ifade eden Ritter, tehlikenin sadece St. Petersburg ile sınırlı kalmadığını; Donbas ve Melitopol'deyken de içinde bulunduğu konvoyun Ukrayna dronlarının hedefi olduğunu anlattı. Ritter, Moskova'ya dönüş yolculuğunda ise 500'den fazla dronun şehre saldırdığını ve bu yoğun saldırılar nedeniyle uçağının ertelendiğini dile getirdi.
Amerika Birleşik Devletleri'ne döndüğünde Batı kamuoyundaki hakim algı ile sahadaki gerçeklik arasındaki uçurumu fark ettiğini belirten Ritter, durumu şu şekilde değerlendirdi: "ABD'ye geri döndüğümde insanların, bu aralıksız drone saldırılarına bakarak 'Ukrayna savaşı kazanıyor' diye düşünebileceğini fark ettim. Sürekli devam eden saldırılar nedeniyle bu algının oluşması çok doğal. Ancak o anlara Rusya'da bizzat şahit olmuş biri olarak şunu net bir şekilde söyleyebilirim: Rusya'da olan bitenle Batı'da söylenenler birbirinden tamamen farklı. Rusya hükümetinin gözü korkmuyor, Rus halkı boyun eğmiyor, ekonomisi yıkılmıyor ve ordusu yenilmiyor."
NATO'nun önümüzdeki hafta başkent Ankara'da gerçekleştireceği toplantıya atıfta bulunan Ritter, ''Önümüzdeki hafta Ankara'da bir sonraki adımları planlamak amacıyla bir NATO toplantısı yapılacak. Orada toplanacak bazı kişilerin, Ukrayna'nın inisiyatifi ele geçirdiğine ve bir şekilde Rusya'yı diz çöktürebileceğine dair bir algısı var. Ancak bu, kökten kusurlu bir yaklaşımdır. Çatışmalar devam ederken, yaklaşık 80 yıldır ayakta duran bu transatlantik ittifakının geleceği açısından bir muhasebe yapma zamanı gelmiştir." ifadelerini kullandı.
Batı ana akım medyasının ve bu medyanın sosyal medyadaki yankı odaklarının, "Rus yorgunluğu, Ukrayna direnci ve Batı kararlılığı" etrafında kurgulanmış bir anlatıyı sürekli olarak pompaladığını ifade eden Ritter, 1941-1945 yılları arasındaki büyük Anavatan Savaşı'ndan bile uzun süren bu süreçte, Rusya kaynaklı bataklık temelli söylem noktalarını öne çıkarmaktan keyif alındığını belirtti. Bu durumun, NATO üyeliğini oluşturan uluslararası büyük çoğunluğun resmi pozisyonlarıyla paralel olduğunu ve şaşırtıcı olmadığını söyleyen Ritter, kurumsal kontrol altındaki medya ile aynı şirketlerle döner kapı ilişkisi içinde bulunan hükümetler arasında sıkı bir bağ mevcut olduğuna dikkat çekti.
Bu anlatının bilinçli olarak yanıltıcı olduğunu, olgu temelli bir gerçeği yansıtmak için değil, kamuoyu algısını şekillendirmek için kullanılan bir kurgu yaratmak üzere tasarlandığını aktardı. Ana hedefin, Rusya-Ukrayna çatışmasının arzu edilen sonuca, yani Rusya'nın stratejik yenilgisine kadar sürdürülebilmesi olduğu belirtildi. Bu hedefin, ilk kez Mayıs 2022'de dile getirildiğinden bu yana defalarca seslendirilmiş olan NATO'nun ve onun başlıca üye devletlerinin resmi pozisyonu olduğu hatırlatıldı.
Söz konusu konseptin üç temel sütun üzerine kurulduğunu belirten Ritter, bunları; ekonomik yaptırımlarla Rusya ekonomisinin çökertilmesi, topyekun Batı tarafından finanse edilen sonu gelmez bir savaşta Rus ordusunun tüketilmesi ve Rus toplumsal yapılarının dağıtılarak devlet başkanı Vladimir Putin'in başında bulunduğu Rus hükümetinin sona erdirilmesi olarak sıraladı. Ancak bu konseptin tek ve büyük bir sorunu olduğunu ifade eden Ritter, planın tamamen başarısız olduğunu vurguladı.
Rus ekonomisinin küçülmek bir yana büyüdüğüne dikkat çeken eski istihbarat subayı, tüketim odaklı bir toplumun ekonomik ihtiyaçlarıyla savunma sanayisinin dramatik bir şekilde genişlemesi arasında başarılı bir denge kurulabildiğini aktardı. Öyle ki, savaşın kritik silahları söz konusu olduğunda Rusya'nın batılı muadillerini üretim hacminde geride bıraktığı ifade edildi.
Rus ordusunun zayıflamadığını ve giderek güçlendiğini belirten Ritter, yekûn Batı'nın Ukrayna ile yürüttüğü bitmek bilmeyen bir vekalet savaşı aracılığıyla Rusya'yı yıpratma çabalarına rağmen, Rus ordusunun karmaşık bir muharebe sahasında üstünlük sağladığını söyledi. Dahası, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin hükümetinin yalnızca Rus halkının çoğunluğunun desteğini almakla kalmadığı, Moskova'da bir meydan anı kışkırtma hayalleri kuranları hayal kırıklığına uğratarak transatlantik topluluğunun sınırlı çeperinin ötesinde tüm dünyanın da desteğini topladığı kaydedildi.
Avrupa'nın içinde bulunduğu enerji krizine ve ekonomik darboğaza dikkat çeken eski istihbarat subayı, "NATO eylem planının Rusya'nın içinde çökertilmesi beklenen sütunlar esasen NATO'nun kendi içinde çıkıyor. Avrupa'nın Rus enerji kaynaklarından kendi eliyle kopartılmasıyla tetiklenen ve Ortadoğu'daki savaşla daha da ağırlaşan bu enerji krizi, birçok kritik Avrupa ekonomisinin neredeyse çöküşünü eşiğine getirdi." ifadelerini kaydetti.
İttifak ülkelerinin askeri kapasitelerinin büyük bir kara savaşını yürütecek seviyede olmadığını ifade eden eski subay, Avrupa'daki siyasi istikrarsızlığa da dikkat çekti: "NATO'nun askeri gücü Sovyetler Birliği'nin dağılmasından bu yana geçen yıllarda öylesine zayıfladı ki bugün NATO üyesi tek bir ulus dahi Rusya ile Ukrayna arasında yürütülen türden büyük ölçekli bir kara muharebesini Avrupa'da başarıyla sürdürülebilecek kapasitede değildir. NATO askeri güçlerini Rus ordusuyla baş edip onu yenebilecek seviyeye çıkarmanın maliyetini ise yasaklayıcı derecede yükseltmiştir ve bu nedenle Genel Avrupa ekonomisinin içler açısı durumu göz önüne alındığında Avrupa'nın çoğu için hatta tamamı için ulaşılmaz bir hedeftir. Son olarak son 30 yıldır Avrupa'da iktidarı ele geçirip elinde tutan siyasi ve ekonomik elitlerin kendileri de bir bir tasfiye oluyor. Birleşik Krallık 4 yılda dört başbakan gördü. Almanya'nın hükümeti çökmek üzere. aynı şey Fransa hükümeti için de geçerli. Kısacası NATO'nun Rusya'ya dayatmaya çalıştığı hedefler istemeden ama etkili biçimde bizzat NATO üyeliğinin kendi içinde hayata geçiyor."
Bölgedeki çatışmaların kısa vadeli bir hatanın değil, tarihsel bir projenin parçası olduğunu savunan Ritter, "Mevcut durumda en şok edici olan, bunun kısa vadeli ve yanlış bir hesabın ürünü değil, on yıllara yayılan politikaların sonucu olmasıdır. NATO daha resmen kurulmadan önce bile Amerika Birleşik Devletleri ve Birleşik Krallık, bugün Ukrayna'yı oluşturan Orta Avrupa topraklarını büyük Rusya fikri için bir zehirli hap haline getirmek üzere fesat çeviriyordu. Hem Yalta hem de Potsdam, 2021'de Ukrayna'nın parçası olan toprakları Rusya'dan koparmayı amaçlıyordu. Ukrayna topraklarında Rus karşıtı bir direniş hareketi inşa etmek için eski Nazi istihbarat personeli ve örgütlerle açıkça düşüp kalkılıyordu. Bu hareket, Stepan Bandera ve Andriy Melnyk'in başını çektiği örgütler de dahil olmak üzere Batı Ukrayna milliyetçi örgütlerinin en beterlerinden devşiriliyordu. Sovyetler Birliği bu Nazi yanlısı güçlerin son kalıntılarını 1945'te ezdikten sonra bile ABD ve NATO, Ukrayna milliyetçiliğinin hayatta kalan unsurlarıyla ortak hareket etme fantezisini sürdürdü. ABD özel kuvvetleri Sovyet topraklarında yer altı geniş harekatı planlarken, Ukrayna milliyetçiliğinin o iğrenç ideolojisini finansman ve eğitim desteğiyle 1990'a kadar kesintisiz bir şekilde ayakta tuttu." ifadelerini kullandı.
Soğuk Savaş'ın bitmesinin ardından NATO'nun sivil toplum kuruluşları üzerinden gizli faaliyetler yürüttüğünü belirten Ritter, milyarder George Soros'un kaleme aldığı bir makaleyi hatırlatarak "Soğuk Savaş sona erdiğinde, NATO ve Rus karşıtı Ukrayna yanlısı hükümetler, Rusya'yı istikrarsızlaştırmak için birlikte çalıştı. NATO'nun işleyişi, sahte anlatılara kanmaya müsait kişiler tarafından kamuoyunun gözünden gizlendi. Kamuoyundan gizli bir şekilde yapıldı. NATO'ya, Avrupa ve NATO ile savaşı kaçınılmaz kılmak üzere tasarlanmış bir ana plana para ve kaynak aktaran çeşitli sivil toplum kuruluşları yardımcı oldu. Ancak Rusya'daki rejim değişikliği fırsatlarına ağır yatırım yapmış olan George Soros, 1993'te yayınladığı bir makalede NATO ile Rusya arasında şiddetin kaçınılmazlığından ve gerekliliğinden söz etti. Ancak Soros, bir kurum olarak NATO'nun yüz binlerce askerinin cesetlerini cenaze torbalarında ülkesine geri gönderecek hiçbir çatışmayı sürdüremeyeceğini açıkça kabul etti. Soros'a göre bunun yerine NATO, savaşın cephaneliğini, Rusya ile bir NATO vekili olarak savaşacak, NATO üyesi olmayan bir Doğu Avrupalı insan gücü kaynağına sağlamalıydı." dedi.
NATO'nun Ukrayna'daki eğitim ve askeri altyapı faaliyetlerinin 2014 yılındaki olaylar sonrası ivme kazandığını söyleyen eski istihbaratçı, mevcut savaşta faturanın Ukrayna halkına kesildiğini dile getirdi: "Yanukoviç'in 2010'daki siyasi geri dönüşünün ardından NATO, Şubat 2014'te onu deviren ve yerine Ukrayna milliyetçiliğini getiren şiddetli bir darbeyi tezgahlamak için ABD-AB çabalarını destekledi. Böylece Rusya'nın Şubat 2022'de özel askeri harekatı başlatmasına yol açacak olayları bilinçli olarak tetikledi. NATO'nun bu eylemdeki suç ortaklığı açıktır. Zira Ukrayna'da, görevi Rus ordularıyla baş edebilecek bir Ukrayna ordusu inşa etmek olan eğitim tesisleri kurdu. Bu eylem, Soros'un 1993'teki NATO donanımlı Doğu Avrupa ordusu vizyonunun harfiyen vücut bulmuş halidir. Ve bugün Rusya ile Ukrayna arasında var olan askeri durumun da özüdür. Öyle bir durum ki; milyonlarca Ukraynalının hayatı ve milyarlarca dolarlık Ukrayna kaynağı, NATO'nun pek de gizli olmayan Rusya savaşını kolaylaştırmak için feda edilmiştir. NATO'nun büyük bir farkla kaybettiği bir savaştır bu."
Ritter, ittifakın mevcut durumunu ve yaklaşan tehlikeyi şu şekilde özetledi: "NATO'nun ilk Genel Sekreteri Ismay'in meşhur sözüyle, NATO'nun misyonu Rusları dışarıda, Amerikalıları içeride ve Almanları aşağıda tutmaktı. Bugün öyle bir NATO görüyoruz ki Amerikalılar çekiliyor, Almanlar yeniden palazlanıyor ve Ruslar, on yılın sonuna kadar Rusya ile savaş arayışında olan bir NATO ile kendi iradeleri dışında doğrudan bir hesaplaşmaya zorlanıyor. Şunu da belirtmek gerekir: NATO, Rusya'ya karşı doğrudan bir çatışmada üstün gelmek için gereken türde bir orduyu inşa edecek imkanlara sahip değildir. Bu durum sadece NATO üyelerinin ekonomik açıdan harap olmasına değil, aynı zamanda NATO'nun sözde korumak için kurulduğu toplumların fiziksel olarak yıkımına da kaçınılmaz bir şekilde yol açacaktır."
Önümüzdeki ay başkent Ankara'da gerçekleştirilmesi planlanan NATO zirvesinin, ittifakın tarihi açısından kritik bir dönüm noktası olduğunu aktaran Ritter, "Önümüzdeki ay NATO kolektifi, Sovyetler Birliği'nin çöküşüyle meşruiyetini yitirmiş olan, ancak varlığını sadece Ukrayna'yla yürüttüğü vekalet savaşları aracılığıyla Moskova'yı kışkırtıp Rusya tehdidini diriltmek suretiyle sürdürebilen bir örgütün izleyeceği rolü görüşmek üzere Ankara'da toplanacak. İşler bu noktadayken NATO'nun planladığı Rusya hesaplaşması harfiyen bir intihar paktıdır ve Ankara zirvesi, NATO'nun bugüne kadar toplandığı son zirve olabilir. Bugün Avrupa kuduz bir köpek gibi davranıyor ve bu topluluğun kendisini böyle bir tehditten koruyabilmesinin tek yolu o köpeği vurmaktır." ifadelerini kullandı.
Olası bir NATO-Rusya savaşının nükleer bir yıkımla ve Avrupa medeniyetinin sonuyla biteceği uyarısında bulunan Scott Ritter, Ankara'da verilecek kararın hayati önem taşıdığını vurgulayarak sözlerini noktaladı: "Bundan böyle NATO'nun önceliği savaşı önlemek olmalıdır. Bu da şu acı gerçeği kabul etmeyi gerektirecektir: Rusya'nın Ukrayna'ya karşı zaferi kaçınılmazdır ve NATO'nun çatışmayı tırmandırarak farklı bir sonuç arama yönündeki her çabası, yalnızca Rusya'yla NATO'nun kazanamayacağı doğrudan bir çatışmaya yol açacak ve büyük olasılıkla Avrupa medeniyeti deneyimini sonsuza dek bitirecek bir nükleer çatışmayı tetikleyecektir. NATO tehlikeli bir Rus ruleti oynuyor. Tabancanın her haznesi dolu ve sonuç da burada kesin. Burada Transatlantik İttifakı'nın aslında karşımıza getirdiği şey hangi yolun izleneceğidir. Tek hayatta kalma yolu Rusya'yla çatışmaktan kaçınmaktır ve bu karar önümüzdeki ay verilecek. Umarım bu kararı akıllıca verirler."
Yorumlar