Yeni bir başlangıcın heyecanı her zaman başka olur. merhaber.com.tr’nin yayın hayatına adım atmasıyla birlikte ben de bu yolculuğun bir parçası olmanın mutluluğunu yaşıyorum. Bundan böyle bu köşede, ağırlıklı olarak gayrimenkul sektöründen süzülen deneyimlerimi, sahada karşılaştığım gerçek hikâyeleri ve zaman zaman hayatın içinden farklı konuları sizlerle paylaşacağım. Bazen bir yatırımın perde arkasını, bazen bir hatanın maliyetini, bazen de küçük ama değerli hayat derslerini konuşacağız. Kısacası, bu köşe sadece bilgi değil; tecrübe, gözlem ve samimi bir sohbet alanı olacak. Bugün sektçrün ve hayatın en önemli problemlerinden birini sizlerle paylaşacağım.
Gerçek fiyatların gizlendiği bir piyasada sorun bireylerde değil, sistemin kendisinde
Türkiye’de gayrimenkul piyasasında herkesin bildiği ama kimsenin açıkça konuşmadığı bir gerçek var:
Satışlar gerçek değer üzerinden yapılıyor, ancak tapuda bu değerler yer almıyor.
Bu durum artık istisna değil, kural haline gelmiş durumda.
Devlet biliyor.
Alıcı biliyor.
Satıcı biliyor.
Sektör biliyor.
Ama kimse konuşmuyor.
Çünkü mevcut sistem, tarafları dürüst olmaya değil, düşük beyan vermeye yönlendiriyor.
Vergi mi, Yük mü?
Bir gayrimenkulün gerçek değeri üzerinden satışını düşünelim.
Karşımıza çıkan tablo net:
Eğer satıcının gerçek kişi olduğunu ve mülkü edinim tarihinin 5 yılı doldurmadığını varsayarsak;
Yani şirket (Tüzel kişilik ise)
%4 tapu harcı
%20 KDV
%25 kurumlar vergisi
Mülk edinim tarihi 5 yılı doldurmamış gerçek kişi ise;
% 4 tapu harcı ve
%40’a varan değer artış kazancı
Bu oranlar bir araya geldiğinde, toplam vergi yükü bazı işlemlerde %60’ı aşıyor.
Bu noktada mesele artık vergi olmaktan çıkıyor.
Ekonomik faaliyetin üzerine bindirilmiş ağır bir mali yük haline geliyor.
Sistemin Ürettiği Davranış
Böyle bir ortamda taraflar ne yapıyor?
Gerçek satış: 80 milyon TL
Tapu kaydı: 4 milyon TL
Bu bir istisna değil, yaygın bir davranış biçimi.
Ve sistem bu sonucu üretmeye devam ediyor.
Çünkü ekonomik gerçeklik ile vergi sistemi arasındaki makas açıldıkça, kayıt dışılık kaçınılmaz hale geliyor.
Sorun Bireysel Değil, Yapısal
Türkiye’de yılda yaklaşık 3 milyon gayrimenkul işlemi yapılıyor.
Bu işlemlerin önemli bir kısmında gerçek değerler beyan edilmiyor.
Ortaya çıkan tablo:
Trilyonluk kayıt dışı ekonomi
Yüz milyarlarca liralık vergi kaybı
Şeffaflıktan uzak bir piyasa
Bu noktada sorulması gereken soru şu:
Bu gerçekten bireylerin tercihi mi, yoksa sistemin sonucu mu?
Yanlış Teşhis, Yanlış Tedavi
2025 yılında rayiç değer artışlarına sınırlama getirilmesi bu soruna çözüm olarak sunuldu.
Ancak burada temel bir sorun var:
Sorun artış oranı değil.
Sorun, sistemde zaten gerçek değerin bulunmaması.
Gerçek veri yokken yapılan sınırlama, sorunun özüne dokunmayan bir müdahaledir.
Bu yaklaşım, yangını söndürmek yerine dumanı kontrol etmeye çalışmaktır.
Gerçek Çözüm Nerede?
Aslında çözüm karmaşık değil.
Bir defaya mahsus olmak üzere adına ister vergi barışı ister yapısal düzenleme ne derseniz deyin tüm gayrimenkulleri gerçek fiyatına çekerek rayiç değer gerçek değer arasındaki 10 katlara varan uçurumu engellemek,
Vergi yükünü düşürmek
Sistemi sadeleştirmek
Gerçek değer üzerinden işlem zorunluluğu getirmek
Örneğin tapu harcı %1 seviyesine çekilse ve değer artış vergisi makul bir düzeye inse, piyasa kendi kendini düzeltmeye başlar.
Çünkü risk–kazanç dengesi değişir.
Asıl Problem: Sistem Tasarımı
Bugün sistem açıkça şu mesajı veriyor:
“Gerçeği yazarsan ağır vergi ödersin,
düşük yazarsan sistemle uyumlu olursun.”
Bu bir tercih değil.
Bu, sistemin dayattığı bir davranış modelidir.
İki Ayrı Piyasa
Türkiye’de gayrimenkul piyasası bugün ikiye ayrılmış durumda:
➡️ Kağıt üzerindeki piyasa
➡️ Gerçek piyasa
Ve bu iki dünya artık birbirinden kopmuş durumda.
Bu durum sadece vergi kaybı değil, aynı zamanda güven kaybı üretmektedir.
Sonuç: Gerçekle Yüzleşme Zamanı
Bu sorunun çözümü kozmetik düzenlemelerle mümkün değil.
Gerçek bir reform, sistemin temelini değiştirmeyi gerektirir.
Çünkü gerçek şu:
İnsanlar vergi ödemekten kaçınmaz.
Ama adaletsiz ve sürdürülemez vergi yükünden kaçar.
Ve mevcut düzen devam ettiği sürece, şu cümle gayrimenkul piyasasının özeti olmaya devam edecektir:
“Gerçek fiyat mı?
O tapuda yazmaz.”
Yorumlar