Mersin’in Akdeniz ve Toroslar bölgelerinde yıllardır süren imar belirsizliği, artık sadece bir şehircilik sorunu değil; doğrudan ekonomik kayıp, yatırım engeli ve toplumsal mağduriyet haline gelmiştir. Planlar yapılmış olsa da uygulama geciktikçe şehir nefes alamaz hale gelmektedir.
Mersin, Türkiye’nin en önemli ticaret ve lojistik merkezlerinden biri olma potansiyeline sahip bir şehir. Limanı, sanayi altyapısı ve coğrafi avantajlarıyla yalnızca bölgesel değil, uluslararası ölçekte bir merkez olabilecek güce sahip.
Ancak bugün gelinen noktada özellikle Akdeniz ve Toroslar bölgelerinde yaşanan imar problemi, bu potansiyelin önündeki en büyük engellerden biri haline gelmiştir.
İki yıl önce kesinleşmiş olan 1/5000 ölçekli nazım imar planları, şehrin vizyonunu ortaya koymuş durumda. Ne var ki bu vizyon, sahaya yansımadığı sürece bir anlam ifade etmemektedir. Çünkü halen 1/1000 ölçekli uygulama imar planları tamamlanamamış, 3194 sayılı İmar Kanunu kapsamında yapılması gereken 18. madde uygulamaları bitirilememiştir.
Bu durumun en net sonucu şudur:
İmarı netleşmiş, yatırım yapılabilir, tapulu parseller üretilememektedir.
Bugün sahaya indiğinizde tüccarın, lojistikçinin ve sanayicinin en temel talebi bellidir:
“Hazır, imarlı, sorunsuz bir arsa var mı?”
Ancak ne yazık ki bu soruya çoğu zaman net bir cevap verilememektedir.
Yer bulamayan yatırımcı yatırımını erteliyor.
Büyümek isteyen işletmeler başka şehirlere yöneliyor.
Üretim kapasitesi artması gerekirken, mevcut kapasite dahi zorlanıyor.
Daha da önemlisi, yaşanan bu belirsizlik yalnızca ekonomik kayıplarla sınırlı kalmamaktadır.
İmar planlarının tamamlanmaması, insanları fiilen bir çıkmaza sürüklemektedir.
Yer bulamayan, üretim alanı oluşturamayan, işini büyütemeyen birçok kişi kaçak yapılaşmaya yönelmek zorunda kalmaktadır.
Ve işin en çarpıcı ve düşündürücü tarafı şudur:
Sistem önce insanları çaresiz bırakmakta,
ardından bu çaresizliğin sonucu olarak ortaya çıkan yapılara cezalar keserek
aynı insanları ikinci kez mağdur etmektedir.
Bu, ne sürdürülebilir bir şehircilik anlayışıdır ne de sağlıklı bir ekonomik yönetimdir.
Oysa çözüm aslında nettir ve geciktirilecek bir tarafı yoktur:
1/1000 ölçekli uygulama imar planları hızla tamamlanmalı,
18. madde uygulamaları ivedilikle sonuçlandırılmalı,
ve yatırım yapılabilir, net, güvenilir parseller üretilmelidir.
Çünkü yatırımcı belirsizlikle hareket etmez.
Güven ister, netlik ister, hız ister.
Mersin gibi stratejik bir şehirde zaman kaybı, sadece bir gecikme değil;
aynı zamanda kaçan yatırım, azalan istihdam ve başka şehirlere yönelen sermaye demektir.
Mersin bekleyecek bir şehir değildir.
Akdeniz ve Toroslar bekleyecek bölgeler değildir.
Eğer bugün adım atılmazsa,
yarın konuşacağımız şey fırsatlar değil,
kaçırılan fırsatlar olacaktır.
Yorumlar