Gayrimenkul sektöründe sahte ilanlar, yetkisiz aracılık faaliyetleri, kapora dolandırıcılığı ve spekülatif fiyat hareketleri uzun süredir ciddi bir sorun oluşturuyor. Ticaret Bakanlığının Elektronik İlan Doğrulama Sistemi’ni devreye alması, bu sorunlarla mücadele bakımından gerekli ve yerinde bir adımdır.
Ancak düzenlemenin sosyal medya platformlarında uygulanma biçimi, bugün farklı bir tartışmayı gündeme getiriyor: Yetki belgesine sahip, taşınmaz sahibi tarafından yetkilendirilmiş ve ilanı EİDS üzerinden doğrulanmış bir emlak işletmesinin, aynı ilanı kendi sosyal medya hesabında görsel ve açıklamalarıyla paylaşmasının yasaklanması gerçekten gerekli midir?
Bakanlığın 13 Haziran 2026 tarihli açıklamasında Instagram, Facebook ve WhatsApp dâhil bütün elektronik ortamların düzenleme kapsamında olduğu; emlak işletmelerinin bu platformlarda yalnızca EİDS doğrulaması yapılmış ilanların bağlantısını paylaşabilecekleri, bunun dışında ilan niteliğinde paylaşım yapmamaları gerektiği belirtilmiştir.
Amaç doğru olmakla birlikte seçilen yöntemin yetkili emlak işletmeleri bakımından ciddi ekonomik ve hukuki sonuçları bulunmaktadır.
SOSYAL MEDYA ARTIK YALNIZCA REKLAM ALANI DEĞİLDİR!!!
Instagram, Facebook ve WhatsApp gibi sosyal medya platformları, emlak işletmeleri için klasik anlamda birer reklam mecrası olmaktan çıkmıştır. Bu platformlar artık müşteri portföyünün oluşturulduğu, bölgesel uzmanlığın gösterildiği, taşınmazların video ve sanal turla tanıtıldığı, alıcıyla ilk temasın kurulduğu başlıca ticari kanallardır.
Doğrudan ilan paylaşımının yasaklanarak yalnızca ilan platformundaki bağlantının paylaşılmasına izin verilmesi, özellikle küçük ve orta ölçekli emlak işletmelerini olumsuz etkilemektedir.
Çünkü sosyal medya algoritmaları, kullanıcıyı başka bir internet sitesine yönlendiren bağlantıları çoğu zaman görsel ve video içeriklere göre daha az kişiye göstermektedir. Tüketici de çoğunlukla yalnızca bir bağlantıya tıklamak yerine taşınmazın fotoğraflarını, fiyatını, konumunu ve temel özelliklerini doğrudan paylaşım içerisinde görmek istemektedir.
Bu nedenle getirilen sınırlama, kâğıt üzerinde bütün emlak işletmelerine eşit uygulanıyor görünse de fiiliyatta büyük ilan portallarını güçlendirmekte; müşteri kazanımını sosyal medya üzerinden gerçekleştiren küçük işletmelerin rekabet gücünü azaltmaktadır.
Sonuç olarak sektör, birkaç büyük ilan platformuna daha bağımlı hâle gelmekte; üyelik, ilan yenileme, öne çıkarma ve kurumsal paket maliyetleri emlak işletmeleri üzerinde ağırlaşmaktadır.
İdare hukuku bakımından temel mesele: Duyuruyla yasak konulabilir mi?
Taşınmaz Ticareti Hakkında Yönetmelik’in 12’nci maddesi, internet ortamındaki ilanlara ilişkin yükümlülükleri ve elektronik ortam sağlayan platformların kimlik ve yetki doğrulaması yapmasını düzenlemektedir. EİDS’nin temel amacı, ilanı veren kişinin kimliğinin ve taşınmazı pazarlama yetkisinin doğrulanmasıdır.
Buna karşılık sosyal medyada yalnızca bağlantı paylaşılabileceği, taşınmaza ilişkin görsel, fiyat ve açıklama içeren hiçbir doğrudan paylaşım yapılamayacağı yönündeki uygulamanın açık ve ayrıntılı biçimde yönetmelik hükmünde yer alıp almadığı tartışmalıdır.
İdare, kanun ve yönetmelik hükümlerini açıklayabilir; uygulamanın nasıl yürütüleceğini belirleyebilir. Ancak bir basın açıklaması, sektör yazısı veya idari talimat yoluyla mevcut mevzuatın ötesine geçerek yeni ve genel bir yasak oluşturulması, “kanuni idare” ilkesi bakımından sorun doğurabilir.
Eğer Bakanlık açıklaması yalnızca mevcut yönetmeliğin hatırlatılması niteliğindeyse, yaptırımın doğrudan yönetmelikteki açık bir hükme dayanması gerekir. Açıklama, mevzuatta açıkça bulunmayan yeni bir paylaşım yasağı getiriyorsa bu durumda düzenlemenin yetki, şekil ve konu unsurları yönünden hukuka uygunluğu tartışmaya açılır.
“İlan niteliğindeki paylaşım” ne demektir?
Uygulamadaki bir diğer sorun belirlilik eksikliğidir.
Bir emlak işletmesinin sosyal medya hesabında yayımladığı aşağıdaki içeriklerden hangisi ilan sayılacaktır?
“İlan mahiyetinde paylaşım” kavramının sınırlarının açıkça belirlenmemesi, emlak işletmeleri açısından öngörülemezlik yaratmaktadır. Yüksek idari para cezalarıyla karşılaşma ihtimali ise işletmelerin yalnızca yasaklanan içeriklerden değil, hukuken serbest olabilecek tanıtım faaliyetlerinden de kaçınmasına neden olmaktadır.
Hukuk devleti ilkesi, yaptırıma bağlanan davranışların açık, anlaşılır ve öngörülebilir olmasını gerektirir. İşletmenin hangi paylaşımının hukuka aykırı olduğunu önceden anlayamadığı bir sistem, hukuki güvenlik ilkesini zedeler.
İdare mahkemesi düzenlemeyi nasıl değerlendirir?
Bir idari işlemin hukuka uygunluğu; yetki, şekil, sebep, konu ve maksat unsurları bakımından incelenir. EİDS düzenlemesinin sahte ilanları ve kayıt dışı emlakçılığı önleme amacı kamu yararına uygundur. Bu nedenle düzenlemenin “maksat” unsurunun güçlü olduğu açıktır.
Asıl tartışma, yasaklamanın kapsamı ve ölçülülüğü üzerinde yoğunlaşmalıdır.
Mesleki STK’lar özellikle Ticaret Bakanlğının ilan,duyuru yoluyla yapmış olduğu yasak koyma zihniyetinin elbirliğiyle yargıya taşıyarak kanunilik ve ölçülülük açısından öncelikle yürütmesinin durdurulmasını, ardından kalıcı bir olumlu çözüm bulma uyumlamayı sağlayarak sorunu ortadan kaldırmayı sağlamasıdır.Başvuru yapılırsa ki yapılmalı;
Mahkeme şu sorulara cevap arayacaktır:
Anayasa’nın 13’üncü maddesi uyarınca temel haklara getirilen sınırlamalar kanuna dayanmalı ve ölçülülük ilkesine uygun olmalıdır. Anayasa’nın 48’inci maddesi ise çalışma ve sözleşme özgürlüğünü güvence altına almaktadır.
Yetkisiz ve doğrulanmamış ilanların engellenmesi kuşkusuz meşrudur. Fakat yetki belgeli bir işletmenin, EİDS ile doğrulanmış ilanını kendi sosyal medya hesabında EİDS numarasıyla paylaşmasının da tümden yasaklanması, ulaşılmak istenen amaç bakımından gereğinden ağır bir araç olarak değerlendirilebilir.
YASAK YERİNE DOĞRULANABİLİR SOSYAL MEDYA MODELİ
Sorunun çözümü sosyal medyayı yasaklamak değil, sosyal medya ilanlarını doğrulanabilir hâle getirmektir.
Bunun için şu yöntemler uygulanabilir:
Bu sistem sayesinde hem tüketici, paylaşımın gerçek ve yetkili bir işletmeye ait olduğunu kontrol edebilir hem de emlak işletmelerinin meşru pazarlama faaliyetleri korunabilir.
SONUÇ: DOĞRULAMA GÜÇLENDİRİLMELİ, İLETİŞİM YASAKLANMAMALI
EİDS, gayrimenkul sektöründe güvenin artırılması bakımından doğru bir projedir. Yetkisiz emlakçılığın, sahte ilanların ve kapora dolandırıcılığının önlenmesine hiç kimsenin itirazı olamaz.
Ancak kamu yararı amacı, idareye sınırsız düzenleme yetkisi vermez. Kullanılan aracın gerekli, elverişli ve orantılı olması gerekir.
Yetkisiz ilanla mücadele edilirken yetki belgeli emlak işletmelerinin sosyal medya üzerinden müşteriye ulaşma imkânının ortadan kaldırılması, çözülmek istenen sorunla orantısız yeni bir ekonomik sorun yaratmaktadır.
Doğru yöntem, sosyal medya ilanlarını görünmez hâle getirmek değil; kim tarafından ve hangi yetkiye dayanılarak yayımlandığını görünür hâle getirmektir.
Çünkü dijital çağda güven, iletişimi yasaklayarak değil, doğrulanabilir kılarak sağlanır.
Yorumlar